miras kalan bankadaki para zamanaşımı

Eşlerdenbirine miras olarak kalan para, eşlerin ortak hesabına yatırılmış olsa bile kişisel mal niteliğinde olup mal paylaşımına dahil edilmez. 08/07/2022; Velâyetin değiştirilmesine ilişkin dava, adli tatil içerisinde görülebileceğinden süreler adli tatilde işlemeye devam eder. 08/07/2022 MirasSebebiyle İstihkak Davası İle İlgili Yargıtay Kararları. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/1903 Esas , 2015/6462 Karar sayılı kararında: “Bir kimse terekenin veya terekeye giren bir malın mirasçısı olarak sahibi bulunduğunu ileri sürüp o terekenin veya o terekeye giren bir malın, terekeyi veya malı elinde bulunduran kimseden kendisine teslimini istediği ve davalı Mirasbırakan kişinin bankadaki parası mirasçılar arasında miras paylaşımının yapılması ile birlikte her bir mirasçının payı oranında bölüşülür. Miras bırakacak olan kişinin vefatı ile birlikte her mirasçı mirasın paylaşımını isteme hakkına sahiptir. Mirasa ilişkin ortaklığın sürdürülmesi yönünde bir Eski Turizm ve Çevre Bakanı Işılay Saygın'ın geçen yıl 72 yaşında yaşamını yitirmesinin ardından mirasçılarının yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle açılan dava kapsamında bankadaki kasası açıldı. Mahkeme kararıyla açılan kasadan çıkan ziynet eşyaları ile döviz, miras anlaşmazlığı yaşayan kardeşler ile yeğenler arasında paylaştırılacak. Bazı hukuksal durumlarda bu süre uzatılabilir. Ölen Kişilerin Bankadaki Parası alınması için veraset ve İntikal Vergisi beyannamesi ile söz konusu verginin ödenmesi gerekir. Burada ödeme yapmazsanız vergi kesintisi bankadan alacağınız para üzerinden yapılır. Yani karşınıza kesintili ve kesintisiz şekliyle iki şekilde Site De Rencontre 100 Gratuit France. MİRAS YOLUYLA KAZANILAN VE BANKALARDA ON YILLIK ZAMANAŞIMINA UĞRADIĞI İÇİN DEVLETE DEVREDİLEN MEVDUAT HESAPLARI, EMANET VE ALACAKLARIN İADESİNE İLİŞKİN AÇILACAK MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVALARI I. GİRİŞ Ülkemizde gelişen bankacılık sektörü ile birlikte bankalarda bulunan hesapların unutulması ya da başkaca sebeplerle uzun süre sorgulanmaması nedeniyle bir takım sorunlar baş göstermiştir. Bunların başında da ölen hak sahiplerinin hesaplarının mirasçıları tarafından bilinmemesi ya da geç öğrenilmesi diriminde bu hesapların zamanaşımına uğrayarak fona devredilmesi gelmektedir. Bankalarda bulunan ve aşağıda açıklayacağımız kanun ve ilgili yönetmeliklere göre uzunca süre sorgulanmadığı için zamanaşımına uğrayarak devlete devredilen hesapların mirasçı olan hak sahiplerince daha sonra araştırılması üzerine hesaplardaki hak ve alacakların iadesi konusunda bir takım hukuki sorunlar yaşanmaktadır. Çoğu zaman zamanaşımına uğramış hesapların devlete devredilmesini öngören kanun ve yönetmeliklerde yazılı olan hukuki yöntem bankalarca uygulanmadan fona devir işlemi yapılmaktadır. Bu makalemizde bankaların kanun ve yönetmeliklerde öngörülen hukuki yöntem uygulanmadan yapılan devirlere karşı hesap sahiplerinin mirasçılarının başvuracağı yargısal yollar anlatılacaktır. II. ZAMANAŞIMI ÖNGÖREN KANUNLAR VE DEVİR YÖNTEMLERİ Bankalarda bulunan mevduat hesabı, emanet ve alacakların zamanaşımına uğramasını ve devlete devredilmesini düzenleyen kanun ve yönetmelikler şunlardır. tarihli mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu tarihli mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu tarihli Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun tarihli Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Her bir kanun ve ilgili yönetmelik yürürlükte olduğu dönem için farklı yöntem belirlemiş olup zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile devlete devredilen hesaplar için devir işleminin yapıldığı tarihteki kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hukuka uygunluğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple yukarıda belirttiğimiz kanun ve ilgili yönetmeliklerdeki düzenlemeleri kısaca ele alacağız. III. TARİHLİ MÜLGA 3182 SAYILI BANKALAR KANUNU’NDAKİ DÜZENLEME 3182 sayılı Bankalar Kanunu tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Bu tarihe kadar zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile devlete devredilen hesapların hukuka uygun şekilde devredilip devredilmediği bu kanunun mevzuatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesine göre belirlenir. Bu maddeye göre bütün bankalar hak sahiplerine her yıl Ocak ayı içinde birer hesap özeti göndermek zorundadırlar. 3182 Sayılı Bankalar Kanunu m. 36/II’ye göre “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde sahipleri tarafından aranmamış olanlardan, tutarı veya değeri 5000 lirayı aşan mevduat sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra tamamının bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik, adresleri ve haklarının faizleri ile ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devredilir.” Bankaların bu madde uyarınca değeri 5000 lirayı aşan mevduat sahiplerinin adreslerine on yıl geçtiği halde hesaplarını aramadıklarını belirten mektubu gönderdiklerini bir başvuru durumunda ispatlamaları gerekmektedir. Ayrıca bankalar bu devir işlemini hesap sahiplerinin isim, kimlik, adresleri ve haklarının faizleri ile ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirmek zorunda olduklarından aşağıda inceleyeceğimiz bilgi edinme hakkı kapsamında hak sahipleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan öğrenebilirler. 3182 Sayılı Bankalar Kanunu m. 36/III’e göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tutar veya değeri 5000 lirayı aşanları Resmi Gazete ile ilan etmek zorundadır. İlandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklar bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna gelir kaydedilir. 3182 sayılı kanun yürürlükteyken hesapları zamanaşımına uğramış olan hak sahiplerinin hesaplarının değeri eğer 5000 lirayı aşıyorsa Resmi Gazete’de ilanı yapılıp yapılmadığını araştırmaları gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devredilen mevduat, emanet ve alacaklardan tutarı veya değeri 5000 lirayı aşmayanlar ise Merkez Bankasınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna intikal ettirilir. Bu hesaplar için Resmi Gazete’de ilan şartı getirilmemiştir. On sekiz yaşından küçükler adına ve yalnızca bunlara ödeme yapılmak kaydıyla açtırılan hesaplarda, on yıllık ve Resmi Gazete İlanından sonra ki bir yıllık zamanaşımı süreleri küçüğün reşit olduğu tarihte işlemeye başlar. Ancak bu hüküm “yalnızca bunlara ödeme yapılmak kaydıyla” açtırılan hesaplar için geçerlidir. IV. TARİHLİ MÜLGA 4389 SAYILI BANKALAR KANUNU’NDAKİ DÜZENLEME 4389 Sayılı Bankalar Kanunu tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Bu tarihe kadar zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile devlete devredilen hesapların hukuka uygun şekilde devredilip devredilmediği bu kanunun hesabın zamanaşımına uğramasına ilişkin 10. maddesine göre ve bu kanunun uygulamasını göstermek için çıkartılan tarihli Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 35/2 maddesine göre belirlenir. 4389 Sayılı Bankalar Kanunu m. 10/IV’e göre “Bankalar nezdindeki her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Fon Kurulunca belirlenir.” Bu kanun hükmüne göre de zamanaşımı süresi on yıl olarak belirlenmiştir. Madde de belirtilen fon Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’dur. Bu maddede yer alan zamanaşımına uğramış hesapların fona devir yöntemi tarihli Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 35. maddesinde düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğin 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre bankalar zamanaşımı süresinin dolmasına üç ay kala, mevduat, emanet ve alacaklardan, tutarı kırk milyon liranın üzerinde bulunanlar ile kıymeti bilinemeyen emanetlerin hak sahiplerini, hesaplarının zamanaşımına uğrayacağı hususunda iadeli taahhütlü mektupla uyarmak zorundadırlar. İadeli taahhütlü mektupla uyarılmamış olan hesap sahiplerinin hesaplarının fona devri hukuka aykırılık oluşturacağı için hesap sahiplerine hesaplarındaki alacaklarının iadesini talep hakkı doğurur. İadeli taahhütlü mektupla uyarıya rağmen üç aylık süre zarfında sahipleri tarafından aranmayan ve zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri ve haklarının faizleriyle birlikte ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir liste ile zamanaşımı tarihini izleyen takvim yılının ilk üç ayı içinde, Fonun, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesabına alacak kaydedilmek üzere gönderilir. Hesapların fonun hesabına gerekli bilgileri içeren bir liste ile gönderilmesi hak sahiplerinin bilgi edinme yasası çerçevesinde TMSF’den araştırma yapma imkânı vermektedir. Yukarıda incelediğimiz 3182 Sayılı Bankalar Kanunu’nda olduğu gibi reşit olmayanlar adına ve yalnızca bunlara ödeme yapılmak kaydıyla açtırılan hesaplarda, zamanaşımı süresi kişinin reşit olduğu tarihte işlemeye başlar. V. TARİHLİ VE 5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU’NDAKİ DÜZENLEME tarihinden buyana 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlüktedir. tarihinden sonra tarihinde Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girmiş ve zamanaşımına uğrayan hesapların fona aktarımı bu düzenlemelere göre yapılmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 62’ye göre bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar için hak sahibinin en son işleminden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların fona gelir kaydedilebilmesi ise yapılacak ilâna bağlanmıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 62’de belirtilen esasların uygulanması ise tarihli yönetmeliğe göre yapılmaktadır. Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Bankalar bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayan ve tutarı 50 Yeni Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü mektupla uyarmak zorundadır.” Bu hükme göre tarihinden sonra zamanaşımına uğrayan 50 TL ve üzerindeki hesapların fona devrinde öncelikle yerine getirilmesi gereken unsur hak sahiplerinin iadeli taahhütlü mektupla uyarılmasıdır. Yönetmeliğin aynı maddesine göre 50 TL altındaki hesaplar ise Şubat ayının başından itibaren bankanın kendi internet sitesinde liste halinde üç ay müddetle ilan edilir. Banka, söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının on beşinci gününe kadar ülke genelinde yayım yapan tirajı en yüksek iki gazetede iki gün süreyle ilan eder. İnternet sitelerinde ilan edilen listeler, bankalar tarafından eşzamanlı olarak ayrıca Fona gönderilir. Fon bu listeleri Nisan ayının sonuna kadar konsolide edilmiş olarak kendi internet sitesinde yayınlar. İlan edilen zamanaşımına uğramış her türlü alacaklardan Mayıs ayının on beşinci gününe kadar hak sahibi veya mirasçıları tarafından aranmayanlar, faiz ve kâr payları ile birlikte Mayıs ayı sonuna kadar Fonun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki hesaplarına devredilir. Bankalar, bu durumu, hak sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri ve haklarının faiz ve kâr payları ile birlikte ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir liste ile devir tarihinden itibaren bir hafta içerisinde Fona bildirmekle yükümlüdür. Yani TMSF’de devredilen hesaplar ile ilgili her türlü bilgi bulunmaktadır. Yönetmeliğin 9. maddesi kiralık kasalardaki kıymetler için zamanaşımını, kasanın en son açıldığı tarihten itibaren başlatmaktadır. Ergin olmayanlar adına ve yalnızca bunlara ödeme yapılmak kaydıyla açtırılan hesaplarda, zamanaşımı süresi önceki kanun ve yönetmeliklerde olduğu gibi kişinin ergin olduğu tarihte işlemeye başlar. Yetkili merciler tarafından üzerine bloke konulan hesaplarda zamanaşımı süresi blokenin konduğu tarihte durur. Zamanaşımı süresi, hesaptaki blokenin kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye devam eder. Yetkili mercilerden kastedilen yargı organlarıdır. Bloke halinde zamanaşımının kesilmesi değil durması söz konusu olduğundan blokenin kalktığı tarihte zamanaşımının kalan kısmı işlemeye başlayacaktır. VI. DAVA KONUSU OLAN ALACAK ÇEŞİTLERİ Dava konusunu; bankalarda bulunan vadeli ya da vadesiz mevduat hesapları, döviz hesapları, katılım fonu, kiralanan kasalardaki emanetler ve bu kapsamda değerlendirilebilecek her türlü alacaklar oluşturur. VII. DAVA ÖNCESİ YAPILACAK BAŞVURULAR Mirasçı sıfatı taşıyan kişiler öncelikle mirasçı olduklarını gösterir mirasçılık belgesi çıkartmak zorundadırlar. Mirasçılık belgeleri noterler tarafından verilmektedir. Bunun dışında vasiyetname ile de mirasçı sıfatı kazanılmış olabilir. Banka aleyhine dava açılmadan önce Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu bünyesindeki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında dilekçe ile başvuruda bulunulup fona devredilen hak sahibine ait hesap olup olmadığı sorulmalıdır. TMSF’den hak sahibi adına var olan hesabın fona devredildiğine dair bir cevap gelmesi üzerine TMSF’den gelen bu cevabın bir örneğinin de eklendiği ihtarname ilgili bankaya gönderilmeli ve cevabı beklenmelidir. İhtarnameye mirasçılık belgesi de eklenmelidir. Bu aşamada önemli olan yukarıda açıkladığımız kanun ve yönetmeliklere göre iadeli taahhütlü mektupla hak sahibine ulaşılmaması ve öngörülen ilanların yapılmamış olmasıdır. Dava açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı bu hukuki aşamaların ilgili bankaca yerine getirilmemesine göre belirlenir. Ayrıca TMSF’den gelen cevapta fona devredilen bir hesaba rastlanılmadığı belirtiliyorsa söz konusu hesabın gerçekten var olup olmadığından da emin olunması gerekir. Bu sebeple TMSF’ye başvurulmadan önce bankadan da bilgi edinilmelidir. VIII. MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASININ AÇILMASI Türk Medeni Kanunu m. 637/I’e göre “Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” Maddede yer alan yasal mirasçı TMK’na göre mirasçılık hakkını elinde bulunduranları atanmış mirasçılarda yine TMK’na göre vasiyetname ve diğer yollarla mirasçı sıfatını kazananları ifade etmektedir. Bu maddenin uygulaması açısından tereke malını elinde bulunduran kimse ise ilgili bankadır. Türk Medeni Kanunu m. 639’a göre “Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyi niyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde miras bırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyi niyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” Miras sebebiyle istihkak davası için bu madde de öngörülen zamanaşımı süresinin başlaması davacının mirasçı olduğunu öğrenmesi ve davalının da tereke malını elinde bulundurduğunu öğrenmesinin gerçekleşmesinden sonradır. Mirasçı, mirasçı olduğunu öğrendikten sonra bir yıl geçse de bir yıl sonra iyi niyetli davalıda tereke malının bulunduğunu öğrenmişse eğer iki durumun yani mirasçılık ve tereke malının davalıda bulunduğunun öğrenilmesinin birleştiği tarihte bir yıllık zamanaşımı süresi başlar. Bu iki durumun birleştiği tarih en fazla miras bırakanın ölümünün ya da vasiyetnamenin açılmasından on yıl dolmadan gerçekleşmelidir. On yıl geçtikten sonra dava açılamaz. Banka tarafından ilgili kanun ve yönetmeliğe aykırı şekilde fona devredilen hesaptaki alacağın talep edilebilmesi için alacağın hukuken muaccel hale gelmesi gerekir. Alacağın muaccel hale gelebilmesi için 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 101’e göre alacaklı tarafından borçlunun ihtar edilmiş olması gerekmektedir. TMSF’den gelen cevap üzerine bankaya çekilen ihtarnameye ilgili bankaca cevap verilmez ya da olumsuz cevap verilirse söz konusu alacak muaccel hale gelmiş olur ve miras sebebiyle istihkak davası açılabilir. IX. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME Banka aleyhine açılacak miras sebebiyle istihkak davasında görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/I’de yer alan “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmüne göre asliye hukuk mahkemeleridir. X. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME HMK m. 11/I,a’ya göre miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Bu sebeple ölen kimse Türk Medeni Kanunu’na göre yerleşim yerini son olarak nerede belirlediyse o yer mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Bu hükmün tek istisnası yine HMK m. 11/II’de gösterilmiştir. Buna göre “Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.” Miras bırakanın terekesinin yazımı ya da tespiti esnasında banka hesabının bulunduğu yer terekeye dâhil olan malın bulunduğu yer sayılacağı için banka hesabının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Her iki yetki maddesi de davayı açacak tarafa seçimlik hak vermekte olup birinin tercih edilmesi yeterlidir. XI. DAVANIN ESASI Davacı hak sahibi davalı bankaya karşı açacak olduğu davada yukarıda açıkladığımız kanun ve yönetmeliklere aykırı şekilde bankada bulunan hesabındaki paranın ya da kıymetli evrakın fona devredildiğini ispatlamak durumundadır. Bunun için ilgili bankadan ve TMSF’den aldığı cevap yazılarını ve ilgili bankada hesabı olduğunu gösterir başkaca belgeleri varsa bu belgelerini ve mirasçı olduğunu gösterir belgelerini dava dilekçesine eklemesi gerekir. Dava açılırken hesabın hangi tarihte fona devredildiği doğru tespit edilmelidir ki o tarihte yürürlükte bulunan kanun ve yönetmelik hükümlerine göre haklı olduğunu ortaya koyabilsin. Davacı hak sahibi TMSF’den gelen cevaptan sonra bankaya çektiği ihtarnamede hesabının fona devredildiği tarihten itibaren faiz istemişse dava dilekçesinde de faize bu tarihten itibaren hükmedilmesi talep edilebilir. Aksi takdirde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekecektir. Davacı hak sahibinin talebi ya da mahkemenin uygun görmesi ile dava konusu alacak miktarının hesabı için hesap uzmanı bilirkişi incelemesi de yaptırılabilir. Yargılama neticesinde mahkeme davayı kısmen ya da tamamen kabul ederse davalı banka mahkemenin hükmettiği rakamı mirasçılık hissesi oranında davacıya ödemek zorundadır. XII. YARGILAMA MASRAFLARI Alacak davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ 1 sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır. Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir. 18,40 TL Asliye Hukuk Mahkemesi başvurma harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği 1 sayılı tarife Dava değerinin binde 59,4’ün ¼’ü tutarında nispi harç, 492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği 1 sayılı tarife Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 2,90 TL vekâlet harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği 1 sayılı tarife Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Her bir bilirkişi için Asliye Hukuk Mahkemeleri için belirlenmiş olan 250,00 TL bilirkişi ücreti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Diğer iş ve işlemler için 50 TL Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir. Dava sonuçlandığında dava açılırken ¼’ü alınan nispi harç tamamlatılır. Bunların dışında eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse avukatlık asgari ücret tarifesine göre hükmedilecek avukatlık ücreti davayı kazanan ve kendisini avukat ile temsil ettiren tarafa verilir. HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir. TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. 492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği 1 sayılı tarife Yargılama sonunda davayı kaybeden taraf yargılama masraflarını karşılamaya mahkûm edilir. Ancak bunun için davacının da davalının da dilekçelerinde bunu açıkça belirtmiş olmaları gerekir. Gider avansından artan olursa davacıya iade edilir. XIII. MAHKEME KARARININ İLAMLI İCRASI Mahkeme hak sahibinin talep ettiği alacağın tamamının ya da bir kısmının ödenmesine hükmettikten sonra karar davalı tarafından temyiz edilse bile İİK m. 32 hükmüne göre davalı borçlu banka aleyhinde ilamlı icra takibi başlatılabilir. Bu icra takibinde davalı banka aleyhinde haciz yolu istenebileceği gibi bankalar şirket statüsünde oldukları için iflası da istenebilir. Borçlu banka aşağıda incelemesini yaptığımız icranın geri bırakılması kararı almaz ya da alsa bile Yargıtay mahkeme kararını onar ve karar kesinleşirse borçlu bankanın mal varlığına karşı haciz işlemleri başlatılabilir. XIV. YARGITAY’DAN ALINACAK İCRANIN GERİ BIRAKILMASI KARARI Davalı banka mahkeme kararının ilamlı icra yoluyla aleyhine icra işlemi başlatılması üzerine eğer Yargıtay’a temyiz başvurusunu yapmış ise İİK m. 36’da öngörülen teminatı icra dosyasına yatırması durumunda icra müdürlüğünden uygun bir süre alarak kararın temyiz incelemesini yapmakta olan Yargıtay’a temyiz incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılması talebinde bulunabilir. Yargıtay bu talebi kabul ederse temyiz incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra takibi durur. Yargıtay hükmün onanmasına karar verirse alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Teminat alacağı karşılamaya yetmiyorsa icra takibi bakiye borç için devam eder. Kişiler veya kurumlar arasında nakdi alacakları içeren işlemlerde çokça senet yani bono tabir edilen evrak kullanılmaktadır Türk Ticaret Kanuna göre düzenlenen senetler bağlayıcılığı borçluya ve varsa kefillere sorumluluk yükler yani kefil müteselsil kefil konumundadır. Peki ödenmeyen senetler zaman aşımına düşer mi? Kaç yıl geçmesi gerekir süresi nedir usul ve esaslar nedir kısaca izah edelim. Senet Zaman Aşımı Süresi Ne Kadar Türk Ticaret Kanuna göre düzenlenen senetlerde zaman aşımı 3 üç yıl olarak kanunla belirlenmiştir. alacağın takibine ilişkin 3 yıl içerisinde işlem tesisi yapılmaz ise borç düşer zaman aşımına düşer alacaklı hakkını kaybetmiş olur. ancak buna rağmen takibe çıkartılan icra müdürlüğü marifeti ile karar alınarak tahsiline gidilmektedir. Buna ilişkin aşağıda ayrıntılı olarak izah edeceğiz. Zaman Aşımı Süresi Ne Zaman Başlar Zaman aşımı başlangıç tarihi olarak senetlerin vade tarihi esas alınır bazı kaynaklarda daha doğrusu tartışma konusu gibi görünse de tanzim tarihi dikkate alınmaz senet borcunun son ödeme tarihinden itibaren 3 yıl içinde işlem tesisi yapılmaz ise zaman aşımına uğramış olur. Öncelikle senet bono alacakları nakit alacağa binaen düzenlenir bu birinden aldığınız borç para, mal hizmet alımı olur yani bildiğimiz senet imzalama durumu. Şimdi verilen bir senet son ödem tarihinden sonra 3 yıl içinde alacaklı işlem yapmaz ise borçtan kurtulmuş olursunuz. Yukarıda belirttiğimiz duruma rağmen bazen İcra Müdürlükleri bu tür bonoları işleme alarak borçluya ve kefile borcun ödenmesi için tebligat ödeme emri çıkartmaktadır. Bu durumda zaten size senet örneği de karar ekinde gelecektir. Örneğin 01/01/2013 son ödeme tarihli bir senet 02/01/2016 tarihinde zaman aşımına düşmüş olur bu tarihten sonra işlem tesisi yapılamaz yapılsa dahi ıskat duruma düşürülür. Yine süresi dolmadan icraya verilen bir senet alacağı için icra müdürlüğü kanalı ile ödeme emri tebliği yapılmış ise tebliğ tarihi itibarı ile 3 yıllık süre sıfırlanmış olur. Bir diğer husus ise İcra kararı ile ödeme emri tebliğinin gerçekleşmesi gerekir, İcra dosyaları her yıl yenilenmek zorundadır süresi geldiğinde yenilenmeyen icra kararları İcra Müdürlüğü kararı ile geri bırakılır yani işlemden kaldırılır. Bu yüzden burada bir ihtilaf görünmektedir. İcra geri bırakılan karar nedeniyle icra dosyası düşmüş olur ancak alacaklı yeni bir dosya açabilir. Özetle 3 yıl zaman aşımı süresi vardır. Yine Ödeme emri çıkartılan senet veya bono zaman aşımı süresini bir 3 yıl daha uzatır. Zaman aşımı içi itiraz süresi ödem emri tebliğinden itibaren 5 beş gündür mutlaka süresi içinde itiraz edilmesi gerekir hafta sonuna resmi tatile denk gelmesi süreyi etkilemez. Kesinlikle dikkat edilmelidir. Son olarak bilgilendirme olarak izah etmeye çalıştık illa ki eksiğimiz vardır yada yanlışımız bu tür konularda hukukçu marifeti ile işlemler takip edilmeli ve avukata mutlaka danışınız. Çekler zaman aşımı süresi 6 aydır ancak ticari hususlara ilişkin bazı alacaklar 10 yıl zaman aşımı durumu da göz önüne alındığında geniş anlatıma ihtiyaç duyulan bir konudur bir uzaman veya hak kaybına neden olmamak için hukuk bürolarından mutlaka destek alınmalıdır. Ölenin senet Borcu Ne Olur Yine bir diğer husus ise senet veren kişi vadesiyle öldü yada kaza hastalık sonuçta vefat etti bu durum da borç aynen yasal varislerine intikal eder senet alacaklısı ilgili kişinin mallarına yani kalan terekesine ortak olur ve alacağının tahsiline mallara icra koymak suretiyle gidebilir. malı yok ise varislerinden talep edebilir. İcra kanalı ile ödeme emri gönderebilir. Varislerin borcu kabul etmeme hakkı yoktur sadece reddi miras ile bu mümkündür. alacaklının tahsiline gitmesi durumu yukarıda da izah edilen esaslara uygun olmak zorunda zaman aşımı vs kurallarına uymak zorundadır borçlunun vefat etmesi süreci değiştirmez. Miras paylaşımında sorun!Para ile ölçülebilen hak ve borçlardan oluşan mal varlığı, kişinin ölümüyle birlikte tereke adını alıyor. Ölümle birlikte mirasın intikali ve ne şekilde paylaşılacağı sorunu da gündeme hayattayken mal varlığı içerisinde bulunan tüm haklar intikale konu olmaz. Örneğin; intifa hakkı, sükna hakkı ve nafaka alacakları gibi haklar kişinin ölümüyle kendiliğinden sona ereceğinden, mirasçılara geçmez. Ayrıca miras bırakan hayattayken ileri sürmemişse, manevi tazminat alacağı da mirasçılara intikal Medeni Kanunu miras paylaşımında sorun yaşanmasını önlemek amacıyla külli halefiyet prensibini kabul etmiştir. Yani tereke bir bütün halinde, alacak ve borçlarla beraber, miras bırakanın ölümüyle kendiliğinden yasal ve atanmış mirasçılara geçer. Fakat vasiyet alacaklısı olarak tabir ettiğimiz kişiler açısından külli halefiyet prensibi geçerli değildir. Örneğin; miras bırakan ölmeden önce yaptığı... Tereke davası nasıl görülür? Mirasçılardan bir tanesinin ya da tamamının talebi ile birlikte mahkemelerce veya Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi tarafından terekenin tespiti davası açılabilmektedir. Terekeye konu olan hakların ve malların devlet tarafından korunması için gerekli olan tüm önlemlerin re’sen alınmasını ifade etmektedir. Tereke davası kaç yıl sürer? Tereke tespit davasının açılması için kanunda herhangi bir zamanaşımı süresi düzenlenmemiştir. Bu sebeple terekenin tespiti davası hukuki menfaati bulunan kişiler tarafından her zaman açılabilecektir. Tereke, bir kimsenin ölümünden önceki maddi malvarlığını oluşturan unsurların tamamına denilmektedir. Bu mallar o kimsenin ölümünden sonra terekesini oluşturur. Ölenin şahsına bağlı hak ve alacakların ise terekeye dahil edilebilmesi söz konusu değildir. Özetle tereke kural olarak ölenin malvarlığına eşittir. Tereke nasıl öğrenilir? 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer alan hükümlere göre yasal mirasçı tek başına sulh hukuk mahkemesine başvuruda bulunarak miras bırakanın terekesinde yer alan taşınır veya taşınmaz malların tümünü tespit ettirebilme ve koruma altına alabilme hakkına sahiptir. Terekenin tasfiyesini kimler isteyebilir? Madde 632 – Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz. Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar. Terekenin tespiti nerede açılır? Mirasçılardan tamamının ya da bir tanesinin talebi üzerine mahkemece ya da Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından terekenin tespiti davası açılabilir. Terekeye konu olan malların ve hakların devlet tarafından korunması için alınması gereken tüm önlemlerin re’sen alınmasını ifade eder. Terekenin tasfiyesi ne kadar sürer? Resmi tasfiye, miras bırakanın ölümünden sonra geride kalan mirasçılardan birinin, mirası kabul, mirası ret ve mirasın resmi defterinin tutulmasını talep yanında dördüncü bir seçenek olarak kabul edildiğine göre, resmi tasfiye talebinde bulunma süresi 3 aydır. Murisin terekesi nasıl öğrenilir? Bu durumda mirasçının veraset ilamı için mahkemeye başvurması gerekir. Miras araştırması için ilk adım veraset ilamı yeni mirasçılık belgesinin alınmasıdır. Mirasçılık belgesinin alınmasından sonra tapu, banka, trafik tescil gibi kurumlara gerekli başvurular yapılarak murisin mal varlığı araştırması yapılabilir. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi nasıl yapılır? Terekenin iflâs hüküm– lerine göre tasfiye edilmesi, mirasın en yakın yasal mirasçılar tarafından açıkça reddedilmiş olması ile mirasbırakanın borca batık olması halinde mümkündür. Vefat eden kişinin tapudaki taşınmazları nasıl öğrenilir? Vefat Eden Kişinin Tapudaki Taşınmazları Nasıl Öğrenilir? Mirasçılık belgesi ile, yasal mirasçılar veya vekalet verilen avukat, vefat eden kişinin tapu kaydının sorgulanması için başvuru yapabilir. Atalardan kalan miras nasıl bulunur? dededen kalan miras nasıl öğrenilir Haberi Bir kimsenin mirasçı olup olmadığı, mirasçılara hangi oranda ne kadar miras kaldığı veraset ilamında belirtiliyor. Mirasçılık belgesi olarak da bilinen ilamı almak için Sulh Hukuk Mahkemesi’ne veya noterlere başvuruda bulunabiliyor. Kimler resmi tasfiye talebinde bulunabilir? Resmi tasfiye talebini mirasbırakanın yasal ve atanmış mirasçıları ve mirasbırakanın alacaklıları talep edebilir. Resmi tasfiye talebinin bir tek mirasçı tarafından yapılması yeterli değildir, diğer mirasçıların da buna katılmaları veya mirası reddetmeleri gerekir. Terekenin tasfiyesi davası kime karşı açılır? Türk Medeni Kanunu madde 632“Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz. Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.” Terekenin tasfiyesi davası nerede açılır? Terekenin Tespiti Davası Nerede Açılır? Terekenin tespiti davası bakımından görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Anılan dava bakımından yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Tereke hakimliği nerede? Terekenin tespiti davası konusunda görevli olan mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Bu dava için yetkili olan mahkeme ise, miras bırakan kişinin son yerleşim yeri mahkemesidir. HAKKIMDA SON YAZILARIM Avukat Yasin GİRGİN, 1977 Ankara doğumludur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve sonrasında 2 yıl boyunca Özel Hukuk Master programına devam yılları arasında yaptığı hakimlik dönemi dışında 13 Kasım 2000'den bu yana serbest avukatlık faaliyetini icra kitabı ve çok sayıda makalesi bulunan GİRGİN'in 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır. GİRGİN, halen okur sorularını cevapladığı köşe yazılarını kaleme 483 9313 numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz. MİRAS DAVALARINDA ZAMANAŞIMI Miras Sebebiyle İstihkak Davası Zamanaşımı davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasından başlayarak on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıldır. Miras sebebiyle istihkak davasında zamanaşımı süresi bütün mallar için aynı anda başlamamaktadır. Başka bir anlatımla tek tek her mal için ayrı bir zamanaşımı süresi söz konusudur. Zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabidir. Tenkis Davası Zamanaşımı Tenkis davası mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davanın tam ıslahı halinde zamanaşımı süresinin başlangıcı dava tarihidir. Örneğin tapu iptali ve tescili istemiyle açılan dava tamamen ıslah edilerek tenkis davasına dönüştürülmüşse ıslah olunan dava ilk dava gününde açılmış olur ve zamanaşımı süresi de kesilmiş olur. Tenkis davası açma hakkı her halde beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre vasiyetnamelerde, vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren başlar. Vasiyetname dışında kalan diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Zamanaşımı Mirasçılık veraset belgesinin iptali davasında zamanaşımı söz konusu değildir. Diğer bir anlatımla mirasçılık belgesinin iptali her zaman istenebilir. Mirasın Reddi Davasında Zamanaşımı Mirasın hükmen reddinde her zaman dava açılabilir. Mirasta Denkleştirme Davasında Zamanaşımı 4721 sayılı Türk Medeni kanunu ve borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Mirasta denkleştirme davaları 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ölüme Bağlı Tasarruflarda Hak Düşürücü Süre TMK 559 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 501. hükmünde ölüme bağlı tasarrufun iptali davaları için belirlenen süreler zamanaşımı süresi olarak öngörülmüştür. Ancak, burada düzenlenen davanın yenilik doğurucu bir hakkın kullanılması niteliği taşıdığı, bu davanın bir eda davası olmadığı gözönünde tutularak 743 sayılı Kanunun bu maddesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yapılırken hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. Mirasbırakanın tarihinden önce ölmüş olması halinde bu süre zamanaşımı süresi, bu tarihten sonra ölmüş olması halinde ise hak düşürücü süre olarak uygulanır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 559. maddesine göre iptal davası açma hakkı davacının ölüme bağlı tasarrufu, iptal sebebini, kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliği edilmeden, bu bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamaz. İptal davası açma hakkı, her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Diğer tasarruflarda iptal davası açma hakkı, mirasın geçmesi tarihinin üzerinden iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.

miras kalan bankadaki para zamanaşımı