milli mücadele döneminde yapılan fedakarlıklar ile ilgili araştırma

KongreninÖnemi. – Toplanışı yönüyle bölgesel, kararları yönüyle millidir. – İhtilal özelliği belirgindir. – Sivas Kongresi’nin ve Misak-ı Milli’nin temelini oluşturmuştur. – Erzurum Kongresi’ni toplayan Doğu Anadolu’daki müdafaa-i hukuk cemiyetleri Türklerin bölgeden izinsiz göçünü yasakladıkları gibi Milli Mücadele’ye fiziken olmasa bile elinden geldiğince destek veren başka kişiler de olmuştur. Örneğin, birçok edebiyatçı İstiklal Yolu boyunca seyahat edip Milli Mücadele’ye dair gözlemledikleri şeyleri eserlerine yansıtmışlardır. Bu eserler Milli Mücadele ile ilgili bilgi almak için en güvenilir kaynaklardandır. Milli Mücadele Döneminde Diyarbakır (1918-1923) - ÇİZGİ KİTABEVİ - Oktay Bozan - Diyarbakır Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele esnasınd MilliMücadele döneminde yaşanan olayların sırasıyla yani kronolojisi halinde neler yaşandığını sizlere aktaracağız. 10 Mayıs 1919 – Mustafa Kemal Samsun’a çıktı. 28 Mayıs 1919 – Havza Genelgesi. 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 – Erzurum Kongresi. 4 – 11 Eylül 1919 – Sivas Kongresi. AraştırmaMakalesi / Research Article Geliş Tarihi / Received: 29.05.2020 Kabul Tarihi / Accepted: 23.10.2020 ÖZ YERELİ, Ahmet Burçin; KÖKTAŞ, Altuğ Murat; GÖLÇEK, Ali Gökhan, Millî Mücadele Döneminde Çıkarılan Vergi Kanunlarının Vergi Adaleti ve Vergi Zihniyeti Açısından Değerlendirilmesi, CTAD, Yıl 17, Sayı 33 Site De Rencontre 100 Gratuit France. Bu yazımızda milli mücadele döneminde yapılan fedakarlıklar ile ilgili araştırma yapınız hakkında kendi cümlelerimizi kısaca Mücadele Dönemi, milletimizin en zorlu sınavlarından birinin olduğu dönemdir. O dönemde düşman birlikleri dört bir yandan vatanımızı parçalamaya kalkınca, halkın yaptığı fedakarlıklar da saymakla bitmez. Mesela cepheye gidip geri dönemeyen binlerce şehit, önce vatan diyerek canlarını feda etmiştir. Kadınlarımız soğuk demeden, kar kış demeden kağnılarıyla cephanelik taşırken aç kalmış susuz kalmış. Hatta Şerife Bacı soğuktan donarak şehit evlerinden ayrılmak zorunda kalan nice gençlerimiz, en zorlu koşullarda bile vatanı savunurken bir lokma ekmek, bir tas çorba ile karnını doyurmuş. Memleketin dört bir yanı bu kara günlerde rahat bir uyku uyuyamamış. Askerlerimiz canla başla düşmanla mücadele ederken kimi şehit olmuş, kimi kolunu, bacağını kaybetmiş. Halkımız bütün bu zorluklara karşı birçok fedakarlık yaparak göğüs germiş. Atatürk gibi bir askeri dehanın sahneye çıkmasıyla millette birlik ruhu oluşmuş. Özgürlüğümüzü geri almak adına okullardan 15 yaşında öğrenciler bile cepheye gidip geri dönememiş. Yani bayrağımızın rengine bakarak da kahraman milletimizin nice fedakarlıklar yaptığını anlayabiliriz. Şehitlerimiz geride göz yaşlı analar bırakmış. Onların yüreği kan ağlamış. Analarımız vatan için evlatlarını feda etmiş. Dualarını kurtuluşumuz, vatanımız, ordumuz için genç, öğrenci, kadın, erkek her kesimden halkın çektiği cefaları anlatmakla bitiremeyiz. Son olarak Milli Mücadele tam anlamıyla bağımsızlık mücadelesidir. Bu uğurda binlerce şehidimiz yaşayabilecek en güzel çağlarını feda ederek çok büyük fedakarlıklarda bulunmuştur. Hepsinin de ruhu şad olsun. Mekanı cennet olsun. Bu güzel vatanımızın kurtuluşu için yapılan fedakarlıkları asla unutmamalıyız. Kurtuluş Savaşı milletimizin; genciyle, ihtiyarıyla , kadınıyla, erkeğiyle düşmanlara karşı yürüttüğü bir ölüm kalım mücadelesidir. Bu savaş, daima hür yaşamış, tarihi şan ve şerefle dolu olan Milletimizin asla esir edilemeyeceğinin bir kere daha yüksek sesle cihana haykırışıdır. İşte Vatanımızın kurtuluşu uğruna Milli Mücadele döneminde yaptıkları kahramanlıklarla tanınan Türk kadınları •Halide Edip Adıvar Halide Onbaşı Halide Onbaşı, Milli Mücadele döneminde bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın yanında görev yapmış bir Türk kadınıdır. Ayrıca İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımızın düşman işgaline karşı harekete geçmesi için büyük çalışmalar gerçekleştirmiştir. •Nezahat Baysel Nezahat Onbaşı Nezahat Onbaşı, görevli Albay Hafız Halit Bey’in kızıdır. Küçük yaşta annesinin vefat etmesi üzerine babasıyla beraber cepheye gitmek zorunda kalmıştır ve henüz daha 9 yaşındayken cephede düşmana karşı savaşmıştır. Nezahat Onbaşı, 12 yaşına gelinceye kadar ki 3 yıllık süre içerisinde babasının yanında düşmana karşı büyük mücadeleler vermiştir. •Şerife Bacı Şerife Bacı, Milli Mücadele döneminde İnebolu’da bulunan mühimmatları Ankara’ya götürürken maalesef kış şartlarına yenik düşmüş ve 1921 yılının Aralık ayında donarak Şehit olmuştur. Rivayete göre, Şerife Bacı mühimmatlara zarar gelmemesi için battaniyesini mühimmatların üzerine sermiş ve yanında bulunan bebeğinin üzerine kapanarak onun donmaması için büyük bir çaba sarf etmiştir. •Kara Fatma Fatma Seher Erden Kara Fatma olarak bilinen Fatma Seher Erden, 1888 yılında Erzurum’da dünyaya gelmiştir. Bir subay dervişi olan Ahmet Bey ile evlenmiş ve onunla birlikte hiç tereddüt etmeden Balkan Savaşı’na katılmıştır. savaşı sırasında savaşmış ve eşinin Sarıkamış’ta Şehit düştüğü haberini aldıktan sonra Erzurum’a dönmüştür. Atatürk’ün 1919 yılında Sivas’ta gerçekleştirdiği kongreye giderek Atatürk ile görüşmek istemiştir. Ardından Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görev alan Kara Fatma, aldığı emir üzerine İstanbul’a giderek silah ve adam kaçırma gibi çeşitli görevleri başarı ile yerine getirdi. Kara Fatma, onbaşı olduğu dönemde çoğunluğu kadınlardan oluşan askeri birliğiyle birlikte düşmana saldırı düzenledi ve 1 Yunan subayı olmak üzere toplamda 25 esir ile karargaha dönmüştür. •Halime Çavuş Kurtuluş Savaşı’na katılabilmek için erkek kılığına giren ve askerler arasında uzun süre ’halim çavuş’’ olarak tanınan Halime Çavuş, ailesinin gitmemesi için verdiği tüm uğraşlara rağmen Milli Mücadeleye katılmış yiğit bir Türk kadınıdır. Halime Çavuş, düşmanla girdiği bir çatışma sonucu ayağından yaralanarak sakat kalmıştır. •Hafız Selman İzbeli Zengin ve varlıklı bir ailenin kızı olan Hafız Selam İzbeli hanım, Milli Mücadele döneminde çevresindeki tüm kadınları toplamış ve cephedeki askerlerimiz için çorap, fanila ördürüp askerlerimize göndermiştir. Kahraman Türk Askerleri Kastamonu’ya geldikleri zaman daha yoldayken onları karşılar ve yemeklerini verirdi. Kendisini her zaman ’Cumhuriyet Kadını’’ olarak nitelendirmiştir. Savaştan sonra kendisine milletvekilliği teklif edildiğinde ’Hafız olduğum için başörtümü çıkartmam, çıkartmayacağım için de Milletvekili olamam’’ demiştir. •Gördesli Makbule Milli Mücadele’nin başladığı dönemde Gördesli Makbule hanım, henüz bir yıllık evliydi. Eşi ile beraber Milli Mücadele’ye katılmışlardır. 7 Kasım 1921 tarihinde o zamanki Türk çetelerine katılmış ve ardından Yunan askerleriyle çatışmalara girmiştir. Kocasının yanındakilerin geri çekildikleri bir anda Gördesli Makbule hanım, onları cesaretlendirmek için düşmana doğru saldırdığı anda başından vurularak Şehit edilmiştir. •Çete Emir Ayşe Çete Emir Ayşe, kocasının Çanakkale’de Şehit düşmesinin ardından, ondan kendisine kalan tek miras olan küpelerini satıp o parayla kendisine tüfek satın almış ve dağa çıkarak Yörük Ali Efe’nin grubuna katılmıştır. Uzun bir süre Yunan kuvvetleriyle savaşmış ve savaşın ardından İstasyon Meydanında Atatürk tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. •Tayyar Rahmiye Tayyar Rahmiye hanım, 1920 yılında meydana gelen Türk – Fransız arasında gerçekleşen Milli Mücadeleye katılmıştır. Mücadelenin ilk dönemlerindeki görevi keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Tayyar Rahmiye, kendisine verilen bu görevleri başarı ile yerine esnasında Türk askerinde meydana gelen halsizlik ve korku halini görünce askerin toparlanmasını sağlamış ve iki arkadaşını korumak için atıldığı esnada düşman tarafından vurularak Şehit edilmiştir. •TARSUSLU KARA FATMA ADİLE ONBAŞI Asıl adı Adile olan, Adile hala, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah arkadaşları arasında “Kara Fatma” olarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı’na katılmış, Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermişti. İşte Kahraman Türk Kadınları… Bu isimler kahramanlarımızdan sadece bazılarıdır. Daha birçok kadın Vatanın selameti için gözünü kırpmadan Şehadet şerbeti içmiştir. Ve maalesef birçoğunun ismi dahi bilinmemektedir. Bütün Kahramanlarımız haklarını helal etsin, mekanları cennet olsun. VATAN SAĞOLSUN! O Günlere Ait Bir Anı Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsus’luların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı. Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu – “Bastığın toprağa kurban olayım paşam!” Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşı’nda cephelerde çarpışmış olan Adile Çavuş olduğunu fısıldadılar. Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi – “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.” Haberler > Kurtuluş Savaşı'nda Vatanı İçin Mücadele Eden 9 Kahraman Türk Kadını - 1207 - 1141 93 Harbinde Ruslarla mücadele eden Nene Hatun ile başlayan Türk Kadını'nın memleketi düşmanlardan kurtarma azmi Milli Mücadele'de had safhaya ulaşmıştır. Milli mücadele kadın kahramanları yüzyıllar geçse de unutulmayacak isimlerdir. Her birinin destansı mücadelesi her zaman gönüllerimizde yaşayacaktır. Milli mücadelenin kadın kahramanları ile ilgili araştırma yapıyorsanız içeriğimiz size yardımcı olacak. Kurtuluş Savaşının cephelerinde görev alan fedakar, mili mücadelenin kadın kahramanları kimdir diyorsanız gelin hep birlikte Buradan bir kez daha cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, silah arkadaşları, aziz şehitlerimiz ve topyekün vatanımızı savunan herkesi saygı ve sevgiyle anıyoruz. 1. Halide Onbaşı Halide Edip Adıvar 1884-1964 Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. 2. Nezahat Onbaşı Nezahat Baysel Ö. 24 Eylül 1994 Albay Hafız Halit Bey, komutasındaki 70. alayla birlikte Milli Mücadele saflarına katılmış; ancak eşi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken vereme kurban gittiğinden ve o yıllarda İstanbul işgal altında bulunduğundan, küçük kızını da yanında götürmek zorunda kalmıştır. Böylece kader küçük Nezahat'ı, daha 9 yaşındayken cepheyle tanıştırmış, 12 yaşına kadar tam üç sene müddetle cephelerde bilfiil babasının yanında savaşmıştır. Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuş, alay kızlı alay diye anılmış hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın dahi dikkatini çekmiştir. 3. Şerife Bacı Ö. 1921 Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı'nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu'da bulunan cephaneleri Ankara'ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken kış şartları nedeniyle Aralık 1921'de donarak öldü... Anlatılan odur ki, cephane ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye sarmış bebeğinede sarılıp onun donmaması için uğraş vermiştir... 4. Fatma Seher Erden Erzurumlu Kara Fatma 1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Dervişlerden Ahmet Bey ile evlendiğinde Balkan Savaşı’na katıldı, askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaştı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte savaştı. Eşi Binbaşı Ahmet Bey'in Sarıkamış'ta şehit olduğu haberini aldıktan sonra memleketi Erzurum'a döndü. 1919'daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul'a gitti, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. İzmir'in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir'e geçerek kurtuluşu için savaştı. Bir keresinde, onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü. 5. Halime Çavuş Kastamonu’da doğan, anne-babasının “kızım gitme” şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı. Bir keresinde İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi. 6. Hafız Selman İzbeli Kastamonu müdafa-i hukuk cemiyeti, kadınlar kolu kurucularından ve Kastamonu'daki İLK KADIN MECLİS ÜYESİ, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle 'Cumhuriyet kadını' Savaşı sonrasında kastamonu'daki kadınları toplamış, asker için çorap, fanila ördürüp cepheye bir aileden kastamonuya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştu. Hep ben Cumhuriyetçiyim demiş, savaştan sonra yeni baştan herkes gibi Türkce harflerle okuma yazmayı Selman hanıma milletvekilliği de önerilmişti. 'Hafız olduğum için başımı açmam, başımı açamayacağım için de Milletvekili olamam' diyerek kabul etmemişti. 7. Gördesli Makbule 1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadele'ye katılmıştır. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusunun İzmir'i işgaliyle Batı Anadolu'yu işgale başlaması sonucu 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe ile Türk çetelerine katıldı. Yunan kuvvetleriyle çıkan çatışmalarda bulundu. Yunanlar Sakarya Muharebesi'ni kaybederek Afyon mevzilerine çekildiklerinde, bir taraftan da Halil Efe'nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızla öne atılınca başından vurularak şehit olmuştur. 8. Çete Emir Ayşe Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış ve Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlarla savaşmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası'dır” demişti. 9. Tayyar Rahmiye Adanalı Rahmiye Hanım, 1920 yılında Türkler ile Fransızlar arasında yapılan Kurtuluş Savaşına katılmıştı. Savaşın ilk zamanlarındaki görevleri keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı ve bu görevlerini birçok kahramanlıkla gerçekleştirmiştir. Daha sonra kendi de savaşta çarpışmalara katılmıştır. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada Türk askerlerinde yorgunluk ve korku sebepleriyle bir duraksama olunca, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve askerlerin toparlanmasını sağlamıştır. Aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu. Ve daha yüzlercesi... Ruhları Şad olsun... Kapat 10. “Millî Mücadele Dönemi’nde yapılan fedakârlıklar ile ilgili araştırma yapınız. Araştırma sonucu edindiğiniz bilgileri kendi cümlelerinizle defterinize not alınız.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka Millî Mücadele Dönemi’nde yapılan fedakârlıklar ile ilgili araştırma yapınız. Araştırma sonucu edindiğiniz bilgileri kendi cümlelerinizle defterinize not Türkiye Cumhuriyeti’nin ne şartlarda kazanıldığını, yoklukların ve imkansızlıkların içinde nasıl bir kahramanlık destanının yazıldığını hem günümüz nesillerinin hem de gelecek nesillerin iyi bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Analar diyarı Anadolu’nun cefakar anaları, bir yandan eşlerini ve oğullarını şehit olmaya uğurlarken, diğer yandan yiyecek son lokmalarını bile Mehmetçik ile paylaşmış, cepheye taşıdığı silahlar soğuktan ya da yağmurdan zarar görmesin diye üzerindeki giysiyi çıkarıp örtmüştür. Bu devlet kolay kurulmadı, istiklal kolay kazanılmadı’ diyorsak ve 29 Ekim’i bayram olarak kutluyorsak, atalarımızın kahramanlıkları ve fedakarlıkları sayesindedir.”“6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Ata Yayıncılık Sayfa 59 Cevapları” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz. 2023 Ders Kitabı Cevapları ☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER! Millî Mücadele döneminde posta ve haberleşme ile ilgili farklı icraatların da uygulanmaya konduğu bilinir. Telgraf haberleşmesinin istikrarlı biçimde yürü-tülmesi bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşmasında önemli bir ölçüt olduğu için öncelikle halledilmesi gereken sorun, yeni aktarma istasyonlarıyla İstanbul’a çekilen hatların Ankara’ya yönlendirilmesinin sağlanmasıdır. Bu dönemin ülkede izlenen yurt içi telgraf güzergâhı sahillerden başlayarak başkente doğru uzanır. Konya ili haberleşme hatları önce Adana’ya iner sahili takip ederek İstanbul’a ulaşır. İç Anadolu ağı ise Sivas-Ankara-Geyve yolunu izler. Arap vilayetleri Halep-Beyrut-Konya-Adana hattından İstanbul’a varır27. Bu durum karşısında örneğin Bursa, İzmir veya herhangi bir vilayet Van ile telgraf haberleşmesine teşebbüs etmişse önce İstanbul’a oradan Sivas, Diyarbakır üzerinden Van’a uzanabilir28. Konya-Ankara arasında hat bulunmadığından hükümet Ankara-Konya hattını teşkil ederek Adana üzerinden doğrudan Akdeniz’e inmeye çalışır29. Yunanlıların ileri harekâtıyla Afyon, Bilecik, Geyve ve Eskişehir hatlarının düşman eline geçmesi haberleşmede sorunlar yaşanmasına neden olur. Muş ve Bitlis gibi Doğu vilayetlerinde seferberlik yıllarından kalma tellerin ihtiyacı bu-25 TBMM, Kanunlar Dergisi, Dönem 1, C 1, s. 212. 26 TBMM, Kanunlar Dergisi, Dönem 1, C 1, s. 213. 27 Bu hatların durumu ile ilgili TBMM’de yapılan müzakereler için bk. TBMM, Zabıt Ce-ridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 16, 149. İçtima, s. 125-126 Rıdvan Akın, “TBMM’nin İlk Bütçe Yasası1336 Muvazene-i Umumiye Kanunu”, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, S 2, Yıl 1/2002, s. 22. 28 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 1, C 8, 154. İçtima, s. 342. 29 Bu hattın oluşturulması ile ilgili TBMM’de yapılan müzakereler için bk. TBMM, Zabıt Ce-ridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 16, 149. İçtima, s. 125; Akın, s. 22-23. 55 HABERLEŞME SEKTÖRÜNÜN ÖNEMLİ BİR TEŞEKKÜLÜ MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİNDEN 1960 YILINA TÜRKİYE’DE POSTA, TELGRAF VE TELEFON PTT TEŞKİLATI 1920-1960 Sayı 93 lunan yerlere naklinin Avrupa’dan getirilmesinden dört kat daha pahalıya mal olacağı hesaplandığından bu teller Van Bitlis tarafına çekilen 400 km’lik yerel tel ihtiyacını gidermede ve mahalli ihtiyaçları karşılamada kullanılmıştır30. Ülkede telgraf şebekesinin köhne olması ve ihtiyaca cevap verememesi ne-deniyle haberleşmede sorunlar yaşanmıştır. Bu sorunları aşmada ve haber akışını sağlıklı bir şekilde yürütebilmede km telgraf teline ihtiyaç duyulduğundan 1921 yılında Avrupa’ya 1500 km’ye yakın tel 150 bin kg ile fincan ısmarlanır31. Ancak bu sıralarda bir kısım yerleşim yerlerinin Yunanlıların eline geçmesi ile haberleşmede yaşanan sorunlar üzerine Ankara-Adana-Konya hattına öncelik verilerek bu hattın aktif hale getirilmesi için çalışmalara başlanır. İlk etap-ta kg galvanizli tel ile adet fincanın alınması için 1921 yılının bütçesine 185 Sayılı Kanunla 40 bin liralık ödenek tahsis edilir32. Ayrıca Ankara Hükümeti uluslararası haberleşme için Posta İttihadı Umumisine üye olur. Ankara Rejimi temel birim altın frank olarak Madrid Uluslararası Posta Kongresi ile Roma Mukavelesi Kararlarını tanır33. Hükümet, Posta Telgraf Müdürü Sabri Beyin iste-ğiyle de posta ücretlerinin düzenlenmesini gündeme taşıyarak 186 Sayılı Kanunu çıkarır34. Millî Mücadele yıllarında özellikle haberleşmede telgrafa duyulan yoğun ih-tiyaç yeni hatların oluşturulmasını zorunlu hale getirirken bu aynı zamanda zor-lukların da yaşanmasını beraberinde getirir. Buna rağmen Konya’dan Aksaray’a, Kırşehir’den Koçhisar’a kadar ilkinde 160 ikincisinde 60 km’lik birer hattın ya-pılandırılması gerçekleştirilerek Sakarya Savaşı’nda yaşanacak olası haberleşme sıkıntıları ortadan kaldırılır. Bu dönemde teşkil edilen posta teşkilatı yardımıyla düşmanın attığı her adım izlendiği gibi istihbarat raporları; şifreli telgraf ve özel kuryelerle gönderilerek Ankara hükümetinin her olup bitenden haberdar edilme-si sağlanır35. 30 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 16, 149. İçtima, s. 125; Akın, s. 23. 31 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 16, 149. İçtima, s. 122. 32 TBMM, Kanunlar Dergisi, Dönem 1, C 1, s. 212; TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 16, 149. İçtima, s. 122. 33 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 2, C 10, 37. İçtima, s. 340; Akın, s. 24. 34 Bu Kanunun ayrıntıları için bk. TBMM, Kanunlar Dergisi, Dönem 1, C 1, s. 213. 35 PTT Genel Müdürlüğü, s. 215. 56 NADİR YURTOĞLU Bahar - 2016 Atatürk 1 Mart 1922 tarihli TBMM’nin 3. Toplanma Yılının açılış konuş-masında “Dâhiliyeye ait umurdan olmak üzere Posta ve Telgraf idaresinde vücuda getirilen bazı teceddüdât [yenilikler] memnuniyete şayandır.”36 diyerek posta teş-kilatında yapılan bu yeniliklerden memnuniyetini dile getirir. 1 Mart 1923 tarihli TBMM’nin 4. Toplanma Yılının açılış konuşmasında da telgraf hatlarında yapı-lacak tadilata değinen Atatürk, telgraf haberleşme şebekelerinde yaz mevsiminde onarıma gidileceğini, merkeze oranla şebekelerinde değişiklik ve tamamlanmaya ihtiyaç duyulan batı illerinde 2000 km’ye yakın yeni bir hattın yapılacağını ve doğu illerinde de ihtiyaca göre bazı değişikliklerin uygulanmaya konularak yeni hatların inşa edileceğini bunun için direk ve diğer gereçlerin alınmaya başlandı-ğını ifade eder37. Atatürk, aynı şekilde adı geçen illere bağlı ilçe merkezlerinin tamamında ve önemli bucaklarında posta ve telgrafhanelerin kurulacağını ve buralarda posta paket ve kıymetli mektup alıp verme ve havale işlemlerinin gerçekleştirileceğini söyler. Telgraf haberleşmesinin hızlı ve düzenli hale gelmesinde acele haberleşme temin edecek sistemle yeni tip makinaların da devreye konacağını sözlerine ek-leyen Atatürk, posta seferlerinin artırılacağını ve doğu illerimizde tam anlamıyla kurulamamış olan sürücülüklerin postanın naklini yapan kişiler kurularak se-ferlere başlanacağını bildirir38. Telgraf ilminin öğrenilmesini de isteyen Mustafa Kemal Atatürk, bu amaçla gerekli ders araçlarından faydalanılarak telgraf yüksekokulunun canlandırılacağı-nı, şartları elverişli illerin başmüdürlük merkezlerinde dershanelerin açılacağını söyler. Yine Atatürk, İstanbul’da sabit iki telsiz istasyonunun dış görüşmelere açıl-ması ile bu gibi önemli şehirlerde telefon tesisatının kurulaçıl-ması ve telefon görüş-melerinin sağlanabilmesi için çalışılacağını ayrıca sözlerine ilave eder39. Millî Mücadele yıllarında haberleşme alanında yapılan yasal düzenlemeler ve gerçekleştirilen icraatlar sayesinde Mustafa Kemal Paşa ve birçok vatansever komutanın aralarında şifreli telgraflarla muhabere yapması mümkün hale gel-miştir. İstanbul’un işgal haberini 16 Mart 1920 günü saat 10’da telgraf memuru 36 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 3, C 18, Birinci İçtima, s. 3. 37 TBMM, Zabıt Ceridesi, Dönem 1, Toplantı 4, C 28, Birinci İçtima, s. 5; Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, TBMM’de Cumhuriyet Halk Partisi Kurultaylarında, 1906-1938, Yayına Hazırlayanlar Ali Sevim vd., Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Anka-ra 2006, s. 484. 38 Aynı Yer. 39 Aynı Yer. 57 HABERLEŞME SEKTÖRÜNÜN ÖNEMLİ BİR TEŞEKKÜLÜ MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİNDEN 1960 YILINA TÜRKİYE’DE POSTA, TELGRAF VE TELEFON PTT TEŞKİLATI 1920-1960 Sayı 93 Manastırlı Hamdi Bey vasıtasıyla öğrenen Mustafa Kemal Paşa, bu sayede gerekli tedbirleri zamanında ve tez elden alarak uygulama fırsatı bulmuştur40. Yine telg-raf haberleşme vasıtaları sayesinde işgalci güçlerden Batı Anadolu’da Yunanlılar, Doğu Anadolu’da Ermeniler, Urfa, Maraş, Antep ve Adana’da Fransızlar, Antalya ile Konya yöresinde İtalyanlar Türk ordusu tarafından yakından takip edilmiştir. Böylece Batı Anadolu’da İngiliz destekli Yunanlılarla İnönü, Sakarya ve Başko-mutanlık Meydan muharebeleri başta olmak üzere birçok savaş ve mücadelelerde başarılı olunmuş, düşmanın ülkeyi terk etmesi ve milletin bağımsızlığının gerçek-leştirilmesiyle de ulusal Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. II. CUMHURİYET DÖNEMİNDE POSTA TELGRAF VE TELEFONUN PTT GELİŞİMİ 1923-1950

milli mücadele döneminde yapılan fedakarlıklar ile ilgili araştırma